Perşembe, Mayıs 03, 2007

Beni Al

Bugünüm yarın olsa, ya da hep yeni baştan
yaşamak ne güzel olur hiç başlamamışsan
geriye ne kalırdı yaşananları atsan
seni bir daha yaşamak isterim aslında

beni al kucağına, elini belime sar
beni almadığın an üşürüm sabaha kadar
beni al kucağına, elimi beline sar
beni almadığın an ölürüm beni al

Biraz önce uyurken seni koynuma aldım
dudağından öperken uykudan uyandım
sana böyle uzakken seni bir daha sevdim
yanına gelebilsem bir daha dönmezdim

beni al kucağına, elini belime sar
beni almadığın an üşürüm sabaha kadar
beni al kucağına, elimi beline sar
beni almadığın an ölürüm beni al

beni al kucağına, üşürüm sabaha kadar

Pinhani - Beni al

Salı, Mart 27, 2007

27 Mart 2007

Toplayın pılınızı ve artı pırtınız ahali! Gitmeliyiz artık bu diyardan. Bırakın artıklarınızı arkanızda, sürümeyin ayaklarınızı, kaldırın kıçınızı.

Hadi!

Perşembe, Aralık 21, 2006

Bugün

Ben, sanırım demode bir adamım.

En sevdiğim futbol takımı Brezilya'dır. Dünya kupalarında hep onların kazanacağına inanırım. Yeni çağın trendlerine uygun bir futbol takımı bulamamışımdır asla.

Fotoğraf çekerim, siyah beyaz; makinem 1980 küsür model. Dijital teknolojiye bir türlü alışamamışımdır.

En sevdiğim çizgi film listem hala Voltron ile başlar.

İstisnalar dışında hiçbir zaman modern hatlara sahip son modeller en sevdiklerimin arasında olamamıştır. En sevdiğim arabalar hala eski Amerikan'lardır.

Süper cnbc-e dizilerinin tadına doya doya varıp, zamanın Charles İş Başında'sından farkını anlayamamışımdır ben.

mp3 playerım hala ortalama bir iPod modelinin muhtemelen 5 katı ağırlığında, USB şarjı ile değil 2 adet Alkalinli ile çalışıyor.

Hala görünüşün değil, işlevselliğin daha çok prim yapması gerektiğine inananlardanım.
İletişimin, en pratik yollarla en basit halde yapılması gerektiğine inananlardanım.
Müzik denince hala ilk olarak aklıma Metallica, Led Zeppelin, Sting vb geliyor. Hiç "trance" dinleyerek eğlenmenin zevkine varamadım ben.

Evet. Ben, demode bir insanım.

Üzgünüm, kandırmışım.

Şeklinde başlayan yazılar yazabilmek hayaliyle yandım tutuştum ben her neden ise. Neden yandım neden tutuştum hiç bir zaman anlayamayacak kapasitede olabilme ihtimalime karşı kendime karşı garip tutumlar sergilemekle beraber her nedense bu kelimeleri yazar iken winamp'te hala i will always love çalmaktadır derken bitti ve oluşan bir anlık sessizlikten kaynaklana bir duraksama anı yaşıyor buldum kendimi. Hadi bakalım dedim, hazır saygıdeğer Marley çalmaya başlamışken yak bir sigara daha diye içimden geçiriyorum. Biliyorum tuhafım.

Bir anda içimde oluşan "ulan ne yazdım acaba şöyle bir okusam mı?" düşüncesini güçlükle bastırmaya çalışırken evden dışarı çıkarken dışarıdan bir isteğim olup olmadığını soran insanlara duyduğum saygının ciddi anlamda fazla olduğunu anlıyorum yavaş yavaş ve farenin maviötesi ışığı gözümü alıyor.

Ne anlamı var telaş etmenin işler yetişir modunda takılmakta iken başıma türlü dolaplar gelmesi sonrasında gitti, yandı, bitti keten helva havalarına geçtiğimin farkına varıyorum ağır ve usuldan.

Bir anda bu peşpeşe yazılan kelimelerin oluşturduğu kirliliği noktalamam gerektiğine inanmaya başladığımdan burada satırlarıma son verirken yapım ve yönetimde emeği geçen herkese yürekten şükranlarımı sunuyor ve helal olsun diyorum. esen kalın efenim.

Cuma, Kasım 10, 2006

Bugün

Patlamak üzereyim bugün. Büyük bir sıkıntı kütlesiyle beraber bastırılmış sinirden oluşmuş kocaman bir küreyi sırtıma zorla yüklemişler gibi hissediyorum her nedense..

Bunu kendi isteğimle, hiç bir zorlama olmaksızın yaptığımı bilmenizi istedim diye başlayan bir mektup bırakmak konusu var aklımda, her nereden geldi ve yerleşti ise bilmiyorum.

Omzum ve sırtım ağrıyor.

Gecenin bir vakti öylesine uzanarak uykuya girmek ve sabahın bir köründe delirtmek istercesine çalan telefon alarmı ile fırlayarak çıkmak...

İstemiyorum artık...

Cuma, Kasım 03, 2006

...

en derin okyanusların diplerindeki inciler vardır ya hani, paha biçilemez der uzmanlar. nasıl? neye göre pahasını biçemezler ki?

kaç tanesi gelip de bakmıştır ki gözlerinin tam içine de bunları söyleyebilecek hak bulurlar kendilerinde bilmiyorum ki!..

boşversene, gerek duymuyorum ki!..

illa ki o gözlere çaktırmamak gerek... derler ya hani, bazı şeyleri öğrenince büyüsü kaçar diye, kaçmamalı büyüsü o gözlerin. hep masum, hep nemli, hep neşeli, hep sevecen, hep sıcacık, hep gülerek bakmalı o gözler. sıcacık bir ilgi akmalı insanın gözbebeklerinden içeri…

Salı, Ekim 31, 2006

Diyor ki...

hey, dur! dur, bekle az. bak ne aldım senin için. evet, sana bir hediyem var.
tahmin edebildin mi? hayır mı? aa, üzülme ama. bekle biraz, göreceksin nasıl olsa.

işte geldim! bak, bunu senin için kendi ellerimle hazırladım, tüm şehri dolaşarak tek tek topladım. hem de özenle seçtim aralarından.

evet, bence de çok güzel. ne mi bu? ne olabilir sence? elbette aptallık...

Pazartesi, Ekim 30, 2006

Geldim

bir gittim pir gittim ama geri de gelmesini bildim.

güzel ve güzel ve gerçekten güzel bir gündü. sonra bir de dönüp fener alayına katıldım daha bi güzel oldu. motosikletim yüksek hararetten dolayı elektrik kesti, patlıcan oldum 1 saat dikildim ama herşey güzeldi. :)